Güle, Eğlene

Öğrenmeyi seviyorum.  İşime neşe, eğlence katmayı seviyorum. Böyle değildim ben, söyleyeyim. Her şeyi çok ciddiye alırdım. Zorlardım, kasardım, ciddi olursam dikkate alınacağım sanırdım. Sonra sonra öğrendim ki; gülmek, eğlenmek şifaymış. Tüm ciddi işlerin içinde eğlence olurmuş, neşe olurmuş. Samimi duygularla yapılan her şey, rahatlıkla akışında ilerlermiş. Bazen eskiye dönüyorum, kaşlarımı çatarken, kendimi eleştiri oklarıyla yıpratırken, işleri güçleri, yine fazlasıyla ciddiye alırken buluyorum kendimi. Neyse ki hemen fark ediyorum. Şefkatle sarıyor sarmalıyorum kendimi. “Fatmacığım hani eğlence, hani işin keyfi? Haydi şımar biraz” diyorum. Artık zaten sistemim hemen uyarıyor. “Heeeeey gülsene” diyor, “heeeey bu yaptığın işin içinde eğlence bulabilirsin” diyor, “bir bak bakalım” diyor. Evet, neşe çıkıveriyor hemen o saklandığı yerden. Sistemim artık sadece keyifle çalışır hale geliyor.

Günü kapatırken soruyorum kendime, “bugün ne kadar güldün, eğlendin Fatmacığım? Bugün kendini eğlendirmek için ne yaptın?” Siz nasıl konuşuyorsunuz kendinizle, nasıl sorular soruyorsunuz kendinize? Bir de bugün eğlenmek için ne yaptınız haydi cevapları bekliyorum.