Duygusal Dayanıklılık için kendimle sohbet

Daniel Goleman, duygusal dayanıklılık becerisi iki yolla edinilir diyor.

Birincisi, kendinizle konuşmak,

ikincisi, beyninizi sil baştan eğitmek.

Beyni yeniden eğitmek çok makul bir seçenek. Ya, insanın kendisiyle konuşması. Bu benim yaptığım bir şey. Hatta eskiden yalnız yaşadığım dönemlerde sıklıkla yaptığım bir eylemdi. Bunun insanı duygusal açıdan güçlendirmesi kendinizle ne konuştuğunuza bağlı tabii. Sabah kalkıp banyoya gidip, aynaya bakıp gülümseyen gözlerle kendine “canım benim günaydın, harika bir gün dilerim sana” demekle, “offff gene başladık bakalım” demek arasında dağlar kadar fark var. Kendinizle, nezaketle ve tatlılıkla konuşmanın duygusal açıdan sizi güçlendirdiği bir çok araştırmayla kanıtlandı.

Bugün bir bilgi daha öğrendim. 2014 yılında Michigan Üniversitesinden Ethan Kross’un yaptığı bir araştırmada insanın kendisiyle konuşmasının kişiyi iyi hissettirdiğini, zorlukları aşmasına yardımcı olacak bir güven verdiğini kanıtlanmış. Yeni öğrendiğim dediğim şey tam olarak şu aslında.

Kişinin kendisinden 'ben' diye söz etmesi yerine, ikinci veya üçüncü tekil şahısla konuşuyormuş gibi konuşmasının daha etkili olduğu. “Fatmacığım biliyorum bugün tam da istediğin gibi geçmedi günün, peki ne öğrendin canım benim, neleri daha farklı yapsan, daha iyi bir sonuç olur?” örneğinde olduğu gibi.

Zorlandığınızı hissettiğiniz zamanlarda böyle okşasak ruhumuzu ve bir soru sorsak geleceğe dair. Nasıl olur? Bu korona zamanı hepimiz kendimizle konuşuyoruz zaten değil mi? Bilimsel açıdan da bize iyi geldiğine göre tatlı tatlı konuşmaya devam. Bugün Yapı Kredi Akademisiyle “Duygusal Dayanıklılık” konusunda sohbet ettik. Biraz oradan ilhamla içimden gelenleri sizlerle de paylaşmak istedim.

Geçmişte kendimle sohbet.blogspot.com diye bir sayfa açmıştım. Yıllar olmuş. 26 Aralık 2011 ilk yazım. Girin bakın neler yazmışım, kısa kısa, kimseler bilmez. İnsanın kendisiyle sohbet etmesi ne güzel bir şey. Kendinizle sohbetiniz bol olsun. En tatlısından.